İçerik Üretici ile Röportaj
-Sanat Yönetmeni-
Retro ile Modern Stilin Buluşması
Müzik Gibi Duyulan, İfade Gücü Yüksek Görüntüler
So Me, yıllardır Paris merkezli Ed Banger Records'un görsel dili olmuş ve
plak şirketinin kimliğini de en az müzik tarzı kadar şekillendirmiştir.
Bazen eğlenceli, bazen ironik tarzdaki plak kapakları,
Fransız elektronik müziğinde kültürel birer mihenk taşı haline gelmiştir.
Bugün, yaratıcılığı basılı medyanın çok ötesine uzanıyor ve dünya çapındaki sanatçılar için müzik videoları
ve diziler yöneten bir film yapımcısı olarak yeni zorluklara göğüs geriyor.
So Me, bu dergi için GA-2100'den ilham alan ve zaman hakkındaki düşüncelerini
mizahi dokunuşla yansıtan bir sanat eseri yarattı.
Yaratıcı zorluklara karşı bitmek bilmeyen azminin kaynağını öğrenmek için
Montmartre'daki evinde kendisini ziyaret ettik.
So Me'nin GA-2100 için yarattığı eser, zamanın geçişini ve bunun kaçınılmaz olarak teslim tarihleriyle çarpışmasını yansıtıyor. Tarzına sadık kalarak sınırlı bir süre içinde yaratıcılık gösterme baskısını eğlenceli bir yorum haline getiriyor ve "sabreden derviş muradına ermiş" sözünü yansıtıyor. Sol alt köşede yer alan QR kodu, So Me'nin bu sayı için özel olarak hazırladığı Spotify çalma listesine ait. Dinleyicileri onun dünyasını hem görsel hem işitsel olarak deneyimlemeye davet ediyor.
Bir Dönemi Şekillendiren
So Me Başyapıtları
So Me, uzun yıllar Ed Banger Records'un
sanat yönetmenliği görevini üstlendi.
Fransız house müziği, bu plak şirketinin en önemli tarzı olsa da
marka kimliğini oluşturan bir diğer unsur da So Me'nin sanat eserleridir.
Retro bir dokunuşla tasarlanan, bazen eğlenceli ve pop,
bazen de alaycı bir üsluba sahip plak kapakları,
dinleyicileri müziği dinlemeye teşvik ediyor.
Bir dönemi şekillendirmesine yardımcı olan
kapaklara göz atalım.
01.Justice - Justice
2007 yılında Ed Banger Records tarafından yayınlanan Justice'in ilk albümü, elektro ve rock türlerini birleştirerek dönemin kulüplerini sarsan güçlü bir etki yarattı. Fransız elektro müziğinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen albüm, Grammy ödüllerine aday gösterildi.
02.Baby I'm Yours (feat. Irfane) - Breakbot
2010 yılında yayınlanan bu tekli, 80'lerin disko ve soul tarzını yansıtarak akıllara kazınan bir mücevher. Irfane'nin büyüleyici vokaliyle birleşen albüm kapağı ve müzik, nostaljik cazibesiyle dolup taşıyor. Ed Banger Records'un kimliğini tanımlayan pop esintili, yumuşak müzik tarzına örnek teşkil eden bir parça.
03.Ross Ross Ross - SebastiAn
Agresif elektro stiliyle tanınan SebastiAn'ın öne çıkan kısaçaları (EP). İlgi çekici kapak tasarımı bozulmuş beat'ler ve agresif ses katmanlarıyla kontrast oluşturarak Fransız house müziğinin deneysel yönünü somutlaştıran bir çalışma haline getiriyor.
04.Lucky Boy at night - DJ Mehdi
Fransız house müziğine dayanan ancak scratching gibi hip-hop DJ teknikleriyle harmanlanan bu eser, farklı türler arasında rahatlıkla geçiş yapıyor. DJ Mehdi'nin hayatı 2011'de trajik şekilde sona ermiş olsa da bu eser zamansız bir klasik olmaya devam ediyor. So Me'nin 1990'lardaki hip-hop kültürünü bizzat deneyimlemesi ile şekillenen, titizlikle detaylandırılmış kapak tasarımı da aynı derecede etkileyici.
05.Stade 2 - Mr. Oizo
Sıra dışı sanatçı Mr. Oizo'nun deneysel çalışması olan bu albüm, sert ses tasarımı ile düzensiz beat'leri bir araya getirerek dinleyenleri hem yönünü kaybetmiş hem heyecan dolu bir alana çekiyor. Müzikle keskin bir kontrast oluşturan nostaljik sanat eseri, iki farklı unsuru ilgi çekici bir biçimde yan yana getiriyor.
06.Ed Rec Vol. X
Ed Banger Records'un kuruluşunun 10. yıl dönümünü kutlamak için 2013 yılında yayınlanan bu özel derleme; Justice, Breakbot ve SebastiAn gibi plak şirketinin önde gelen sanatçılarını ve daha önce yayınlanmamış parçaları bir araya getiriyor. Bu albüm, Fransız elektro müziğinin eksiksiz bir koleksiyonu ve ansiklopedisi kabul ediliyor.
01.Justice - Justice
2007 yılında Ed Banger Records tarafından yayınlanan Justice'in ilk albümü, elektro ve rock türlerini birleştirerek dönemin kulüplerini sarsan güçlü bir etki yarattı. Fransız elektro müziğinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen albüm, Grammy ödüllerine aday gösterildi.
02.Baby I'm Yours (feat. Irfane) - Breakbot
2010 yılında yayınlanan bu tekli, 80'lerin disko ve soul tarzını yansıtarak akıllara kazınan bir mücevher. Irfane'nin büyüleyici vokaliyle birleşen albüm kapağı ve müzik, nostaljik cazibesiyle dolup taşıyor. Ed Banger Records'un kimliğini tanımlayan pop esintili, yumuşak müzik tarzına örnek teşkil eden bir parça.
03.Ross Ross Ross - SebastiAn
Agresif elektro stiliyle tanınan SebastiAn'ın öne çıkan kısaçaları (EP). İlgi çekici kapak tasarımı bozulmuş beat'ler ve agresif ses katmanlarıyla kontrast oluşturarak Fransız house müziğinin deneysel yönünü somutlaştıran bir çalışma haline getiriyor.
04.Lucky Boy at night - DJ Mehdi
Fransız house müziğine dayanan ancak scratching gibi hip-hop DJ teknikleriyle harmanlanan bu eser, farklı türler arasında rahatlıkla geçiş yapıyor. DJ Mehdi'nin hayatı 2011'de trajik şekilde sona ermiş olsa da bu eser zamansız bir klasik olmaya devam ediyor. So Me'nin 1990'lardaki hip-hop kültürünü bizzat deneyimlemesi ile şekillenen, titizlikle detaylandırılmış kapak tasarımı da aynı derecede etkileyici.
05.Stade 2 - Mr. Oizo
Sıra dışı sanatçı Mr. Oizo'nun deneysel çalışması olan bu albüm, sert ses tasarımı ile düzensiz beat'leri bir araya getirerek dinleyenleri hem yönünü kaybetmiş hem heyecan dolu bir alana çekiyor. Müzikle keskin bir kontrast oluşturan nostaljik sanat eseri, iki farklı unsuru ilgi çekici bir biçimde yan yana getiriyor.
06.Ed Rec Vol. X
Ed Banger Records'un kuruluşunun 10. yıl dönümünü kutlamak için 2013 yılında yayınlanan bu özel derleme; Justice, Breakbot ve SebastiAn gibi plak şirketinin önde gelen sanatçılarını ve daha önce yayınlanmamış parçaları bir araya getiriyor. Bu albüm, Fransız elektro müziğinin eksiksiz bir koleksiyonu ve ansiklopedisi kabul ediliyor.
Röportaj
Her Zaman Yeniliğin Peşinde
1990'larda ortaya çıkan Fransız house müziği, disko ve funk sample'ları üzerine inşa edilen hafif ve dansa davet eden tarzıyla 2000'li yılları kasıp kavurdu. Bu türü şekillendiren plak şirketleri arasında yer alan Ed Banger Records, Justice dahil olmak üzere en ünlü house müziği sanatçılarını piyasaya sürmesiyle öne çıkıyor. Plak şirketinin neredeyse tüm albüm kapaklarının tasarımını So Me yapmıştır. So Me, uzun süredir "sanatın kutsal mekanı" olarak saygı gören ve bir zamanlar Picasso gibi ustaların yaşadığı Paris'in 18. bölgesindeki Montmartre'da yaşıyor. Yüksek tavanı ve mekanı yumuşak bir ışıkla dolduran geniş pencereleriyle dairesi, eserlerinde olduğu gibi ruh halinin sakinliğini yansıtıyor. Kendi tasarladığı plaklar, dünyanın dört bir yanından gelen çeşitli sanat kitapları ve gitarlarla çevrili bir ortamda, ilham kaynaklarının içinde yaşıyor. Yaratıcılık için bitmek bilmeyen azmini besleyen şeyin ne olduğu ise merak konusu.
―― So Me isminin nereden geldiğini anlatır mısınız?
Gerçek adım oldukça uzun olduğu için daha kısa, cazip ve kulağa daha hoş gelen bir isim bulmak istedim. "So Me" sadece dört harften oluşuyor ancak neredeyse tam bir cümle gibi duyuluyor. Bir bakıma Japoncaya benzeyen bir tınısı var; bu da hoşuma gidiyor. Sıra dışı ve benzersiz. Modası geçmiş gibi durmuyor ve bence zamansız bir isim.
―― Çalışmalarınızda 70'lerin retro tarzı hissediliyor. Mevcut tarzınıza nasıl ulaştınız?
Çocukken gördüklerimden derinden etkilendiğimi düşünüyorum. Çok fazla Japon anime izledim ve bunların arasından en sevdiğim, benim için eşsiz olan "Space Cobra" idi. Müzikleri bile inanılmazdı çünkü Japon füzyonu, caz rock, yaylı çalgılar ve opera unsurlarını harmanlıyordu. Amerikan ve İngiliz basımı resimli kitaplardan da etkilendim. Çok detaylı ve renkli, kendine özgü bir tarzları vardı; bunu küçük yaşlardan bu yana sevdim ve hâlâ da tarzımın temelini oluşturuyor. O zamandan beri, 70'lerin güçlü grafiklerine, plak kapaklarına, posterlerine ve dönemin ticari illüstrasyonlarına büyük ilgi duyuyorum. 80'lerde doğdum ve 90'ların kaykay ve grafiti kültürüyle çevrili bir ortamda büyüdüm. Bu yüzden çalışmalarımın merkezinde 70'lerin tasarımı olsa da punk ve kaykay kültürünün unsurları da mevcut. 70'lerde ve 80'lerde illüstrasyonlu reklamlar her yerdeydi ama şimdi neredeyse bunlar tamamen ortadan kayboldu. Günümüzde markalar basılı reklamları için nadiren illüstrasyona yatırım yapıyor ama ben hâlâ o dünyada yaşıyorum.
―― 2000'lerin başında Paris nasıldı?
O zamanlar yirmili yaşlardaydım, her zaman arkadaşlarımlaydım ve sürekli parti yapıyordum. Gerçekten bir şeyler yarattığımız, "zamanın ruhu" ile uyum içinde olduğumuz bir dönemdi. Sanki herkes aynı düşüncede, aynı yerde, aynı yöne bakıyor gibi hissediyordum. Bizim için özel bir dönemdi.
―― Diğer içerik üreticileriyle çalışırken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
İki zihin bir araya geldiğinde her zaman ilginç şeyler olur. Bazıları bana tamamen özgürlük tanır ve "Ne istersen yap, bizi kendi dünyana götür." der. Bazılarının ise güçlü, kesin fikirleri vardır ve bu fikirlerin bir araya getirilmesi gerekebilir ama bu da sürecin bir parçasıdır. Önemli olan her duruma açık olmaktır çünkü içerik üreticiler sanat konusunda kendilerine özgü düşünme biçimine ve yaklaşıma sahiptir ve bu yaklaşımlar sürekli gelişmektedir. Ben de kendi ortamımı sürekli değiştiriyorum. Bazen video yapıyorum, bazen kapak tasarlıyorum. Ortam değiştiğinde sanat da değişir. Bu yüzden her zaman yeni zorluklar arıyorum.
Evi, Montmartre'daki bir apartmanın en üst katında yer alıyor ve duvarları geniş pencerelerle kaplı. Yüksek tavanlardan güneş ışığı içeri girdiğinde tüm mekan aydınlanıyor. Burada, yaratıcılığını ateşleyecek plaklar, sanat kitapları ve gitarlarla çevrili olarak günlerini geçiriyor.
Evi, Montmartre'daki bir apartmanın en üst katında yer alıyor ve duvarları geniş pencerelerle kaplı. Yüksek tavanlardan güneş ışığı içeri girdiğinde tüm mekan aydınlanıyor. Burada, yaratıcılığını ateşleyecek plaklar, sanat kitapları ve gitarlarla çevrili olarak günlerini geçiriyor.
―― Sanat yönetmenliğinden Netflix için yönetmenliğe kadar pek çok alanda çalışıyorsunuz. Yeni fikirleri nasıl buluyorsunuz ve ilham almanıza yardımcı olan günlük rutinleriniz var mı?
Yaratıcı bir hayat sürmenin ve her gün yeni fikirler bulmanın sırrını öğrenmek isterdim. Bu süreç her zaman bir öncekinden farklıdır. Bazen fikirler kolayca aklınıza gelir, bazen ise bir durgunluk yaşarım ve daha önce nasıl yeni fikirler bulabildiğimi merak ederim. Bence en önemli şey iyi bir ruh halinde olmak ve üzerinde çalıştığım iş için gerçekten heyecan duymak. Heyecanlandığımda fikirler akın akın geliyor. Tutkulu olmadığım bir şey üzerinde çalıştığımda ise tıkanıyorum.
―― Deneyimlerinizi farklı ifade biçimleriyle nasıl hayata geçiriyorsunuz?
Her zaman farklı ortamları karıştırmayı sevmişimdir. Herhangi bir alanda uzman olmadığım için yeni bir bakış açısı sunabileceğimi düşünüyorum. Tek bir zanaatı ustalıkla icra etmeye kendini adayan insanları takdir ediyorum. Ancak çok uzun süre aynı şeyi yaparsam sıkılıyorum ve heyecan duymadığımda iyi işler çıkaramıyorum. Yaratıcılığımı harekete geçirmek için en iyi yol, mekanı veya tekniği değiştirmektir. Yeni bir şey denemek, yeterli deneyime sahip olmadığım anlamına gelebilir ama buradaki eksikliği, yenilikle telafi ediyorum.
―― Çalışmalarınız, albüm kapakları için sanat eserleri yaratmaktan film yönetmenliğine kadar uzanıyor. Bu bazı durumlarda zor ve stresli olmalı. Zihninizi nasıl sakinleştiriyorsunuz?
Yıllar boyu kendimi her zaman bir sonraki adıma geçmeye zorladım, arkadaşlarım için müzik videoları yapmaktan, daha meşhur sanatçılar için çalışmaya, reklam çekmeye ve kısa filmler yapmaya ve sonunda bir uzun metrajlı film yapmaya karar verdim. O film, şimdiye kadar yaptığım en stresli projeydi. Yüksek bütçeli, birçok kişinin dahil olduğu ve her kararın tek tek onaylanması gereken bir projeydi. "Bu iş şimdi durabilir, hiç tamamlanmayabilir." diye düşündüğüm anlar oldu. Sanat eseri yaparken işler daha basitti. Sert eleştirilere nadiren maruz kalan renkli, eğlenceli, kolay anlaşılır görüntüler yaratıyordum. Ancak daha büyük projelerde ölçek, sorumluluk, maliyetler arttıkça ve teslim tarihleri önem kazandıkça baskı da arttı. Şu anda bu stresi nasıl yönetebileceğimi bulmaya çalışıyorum. Enstrümanları elime alıp sadece kendim için tekrar müzik yapmaya başladım. Yarattığınız her şey müşteriler veya izleyiciler için olduğunda baskı artar. Sadece kendi zevkim için bir şeyler yaratmak, daha iyi bir ruh haline kavuşmama yardımcı oluyor.
―― Bu sayı için yaptığınız G-SHOCK sanat eserinden bahseder misiniz?
Bu eser aslında zamanın geçişini ve bunun teslim tarihlerime nasıl etki ettiğini anlatıyor. Temelde, teslim tarihlerine uymaya çalışırken sık sık zorlandığımı söylüyor. Yıllarca Ed Banger Records'un başkanı Pedro için plak kapakları tasarladım ve dürüst olmak gerekirse neredeyse hiçbir zaman sanat eserinin son halini zamanında teslim edemedim. Eminim bu durum onun için sürekli bir stres kaynağıydı. Ama bu gecikmeler, umursamadığımdan değildi. Aslında olay tam tersiydi; tamamen kendimi işe kaptırmamın, her ayrıntı doğru gelene kadar değişiklik yapmaya ve iyileştirmeye devam etmek istememin sonucuydu. Bu, yaptığım işe olan sevgimden kaynaklanıyor. Eğlenirken zaman anlamını yitirir ve bana da tam olarak bu olurdu. En azından ben öyle düşünmek istiyorum. Sonunda, her zaman ikimiz için de mutlu bir son olduğu kanısındayım.
Odada duran gitar ve bas gitarın ikisi de Fender marka. Kompakt boyutları sayesinde evde kullanım için ideal. Gitar, dahili hoparlöre sahip olduğu için amfiye bağlanmasına gerek kalmaz ve her iki enstrüman da rahat bir müzik üretimi sağlayan özelliklerle tasarlanmıştır.
Tavana kadar uzanan yüksek kitaplıklar, dünyanın dört bir yanından gelen kitaplarla dolu. Tadanori Yokoo, Shigeo Fukuda ve Shoji Ueda'nın monografilerinden Japonya'nın "bōsōzoku" motosiklet çetelerini gösteren fotoğraf koleksiyonlarına kadar, özellikle Japonca kitaplar göze çarpmaktadır. Bu da So Me'nin ilgi alanlarının ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.
Profil.
So Me
Fransa'nın Paris kentinde yaşayan sanat yönetmeni, illüstratör ve film yapımcısı. Kariyerine Justice ve Cassius gibi Fransız house gruplarının albüm kapaklarını tasarlayarak başladı, daha sonra Major Lazer ve Kanye West'in müzik videolarını yönetti. Son yıllarda Netflix filmi "Banger" dahil olmak üzere sinema alanına da adım attı ve farklı tür ve ortamlarda çalışmaya devam ediyor.
Instagram. @so_me_ma_sen
Fotoğraflar. Shoichi Kajino
Düzenleme. Katsuya Kondo _THOUSAND