İçerik Üretici ile Röportaj
-Sanatçı-
Sınırları Aşan Hayal Gücü
Akan Çizgiler ve Renklerle Dolu Bir Dünyaya Yolculuk
Paris'te yaşayan illüstratör ve yazar Stéphane Manel,
sanatı ve kelimeleri aracılığıyla rafine, şiirsel bir dünya inşa etti.
Dergi, müzik, moda ve sinema alanlarında çalışmalar yapan sanatçı,
kendine özgü ve farklı görsel dilini şekillendirmeye devam ediyor.
GA-2100'den ilham alan orijinal çizgi romanı,
çok az kişinin gördüğü iç evrenine bir bakış sunuyor.
Stéphane'nin uzun zamandır sevdiği klasik çizgi romanlar ve süper kahraman dünyaları; mizahi ve sevimli üç kareden oluşan bir hikayede G-SHOCK ile bir araya geliyor. Kendi tarzını yansıtan renk kullanımı, her sahneye enerji katarak GA-2100'ün mat gövde kaplamasıyla dikkat çekici bir kontrast oluşturuyor.
Röportaj
Hayal Gücüne Alan Açıldığında
Hayat Bulan Bir Dünya
Stéphane Manel'in kariyeri 1990'larda başladı. İlk çalışmalarından biri olan Serge Gainsbourg için hazırladığı plak kapağı, gelecekte yapacaklarının habercisi gibiydi. O günden bu yana resimleri Fransız dergilerinde sürekli olarak boy gösterirken portföyüne Sébastien Tellier ve Dimitri From Paris gibi müzisyenlere hazırladığı görsellerin yanı sıra, moda ve sinema için hazırladığı canlı görselleri ekledi. Kendisiyle yapacağımız röportaj için Paris'in 11. bölgesinde, Bastille yakınlarında olan ev-stüdyosunu ziyaret ettik. Burada bizi karşılayan kitap rafları, eskizler, posterler ve antika mobilyalar, sanatçının yaratıcı dünyası hakkında daha fazla bilgi veriyor.
Röportaj sırasında, belki de sol bileğindeki GA-2100'den ilham alan Manel, en sevdiği mavi kalemini eline aldı ve çizim yapmaya başladı. Gerçeklik ve hayal gücü arasında gidip gelen çizgileri duraksamadan akarak sanatını tanımlayan akıcılığı ve spontanlığı ortaya koydu.
―― Atölyeniz aynı zamanda yaşadığınız yer mi?
Burası benim için bir yaratım alanı. Burada müzik, kitaplar, sanat eserleri ve partnerim Lou (Doillon) ve çocuğumuzun çizimleriyle dolu bir yer. Tüm hayatımı içeren bir yer olduğunu hissediyorum. 6. bölgede küçük bir çalışma odam da var ama sık sık yer değiştiriyorum. Bazen burada, bazen başka bir yerde, kimi zaman Amerika'da, kimi zaman da Fransız kırsalında vakit geçiriyorum. Sabit bir çalışma yerim yok. Seyahat ederken çizim yapıyorum ve üretiyorum. Bu bana uygun bir çalışma şekli.
―― Şu anda ne üzerinde çalışıyorsunuz?
Şu anda Paris'i konu alan dördüncü kitabım üzerinde çalışıyorum. Kitap bana çok uygun bir format. Hem metni hem de illüstrasyonları kendim üretiyorum. Kendi dünyamı inşa ediyorum ve bunu yaparken kendimi tamamen özgür hissediyorum. Ayrıca Sarah Andelman ile yürüttüğüm, 300'den fazla illüstrasyon içeren büyük bir projede de çalışıyorum. Kısa süre önce Fransız şarkıcı Alain Souchon ve iki oğlu için bir plak kapağı hazırladım. Ayrıca Saint-Germain'deki albüm kaydına katılma şansım da oldu. Harika bir deneyimdi.
―― Sizi sanatçı olmaya yönlendiren şey neydi?
Başta film yönetmeni olmak istiyordum ancak film yapımı çok fazla insanın dahil olduğu, ayrıca kapsamlı hazırlık ve çalışma gerektiren bir süreç. Çizimi ise tek başıma yapabiliyorum. Çizim yoluyla küçük hikayeler anlatabilirsem bunların kısa filmler gibi olabileceğini fark ettim. On iki veya on üç yaşındayken Dadaist ve Sürrealist sanatçı Francis Picabia'nın bir portresi beni büyüledi ve o zamandan beri yan profilleri onun tarzıyla yakalamak istedim. Müzik ile görselleri birleştiren ifadeler beni her zaman çekmiştir, bu yüzden sık sık müzisyenlerin albüm kapaklarını ve müzik videolarını hazırlıyorum. Pek çok açıdan, gençliğimdeki hayallerim gerçeğe dönüştü.
―― Çizim yaparken ve genelde size ne ilham verir?
Her şey ilham kaynağı olabilir. Bir kafedeki kahve fincanı da, bir muz yaprağı da ilham verebilir. Başlıca ilham kaynağım ise insanlar. Portre çizmeyi seviyorum ve hareket eden bir insan yerine hareketsiz duran bir insan ilgimi daha çok çekiyor. Çizim yapmak bana içgüdüsel, neredeyse fiziksel bir ihtiyaç gibi geliyor. Kalem hareket ederken mürekkebin kokusunu bile seviyorum; çizdiğim anlarda sanki bedenimin bir uzantısıymış gibi hissediyorum.
Çerçevelenmiş bir çalışma, kara kalem ve boya kaleminden mürekkebe kadar çeşitli formatları sergiliyor ve doğrudan Manel'in zihnine bir bakış sunuyor. Resimde insanlar, kelimeler, oyuncaklar ve renk parçaları sessiz bir sohbete dalmış gibi görünüyor.
Röportaj sırasında, belki de sol bileğindeki GA-2100'den ilham alan Manel, en sevdiği mavi kalemini eline aldı ve çizim yapmaya başladı. Gerçeklik ve hayal gücü arasında gidip gelen çizgileri duraksamadan akarak sanatını tanımlayan akıcılığı ve spontanlığı ortaya koydu.
Çerçevelenmiş bir çalışma, kara kalem ve boya kaleminden mürekkebe kadar çeşitli formatları sergiliyor ve doğrudan Manel'in zihnine bir bakış sunuyor. Resimde insanlar, kelimeler, oyuncaklar ve renk parçaları sessiz bir sohbete dalmış gibi görünüyor.
O gün Manel'in yeni yayını için yaptığı çalışmalar tamamlanmak üzereydi. Her sayfayı titizlikle inceliyor ve mizanpajı ayarlıyordu. Defterine çizdiği ilk konseptler bile ritmini ve neşeli ruhunu yakalıyordu.
―― Çizim yaparken çeşitli araçlar kullanıyorsunuz gibi görünüyor.
Evet, en çok kalemleri seviyorum. Ayrıca mürekkep seviyorum ve bazen Japon mürekkebi de kullanıyorum. Son zamanlarda resimlerimi kelimelerle birleştirerek hikayelerimi kendim anlatmaktan keyif alıyorum. Hem çizimleri hem de metni oluşturmak, içimden bir dünyayı tamamen hayata geçirmemi sağlıyor. Bu bana doğal geliyor ve ideal ifade biçimimi temsil ediyor.
―― Renk kullanımınız belirgin şekilde Fransız hissi veriyor.
Bunun farkında değildim ama siz öyle diyorsanız muhtemelen doğrudur. Picasso'nun ve David Hockney'in çizim dönemlerindeki eserlerden etkilendim. Fransız hissettirdiğini söylemeniz ilginç geldi. Bu, vücudum ve kültürüm üzerinden benliğime doğal biçimde işlemiş bir şey olsa gerek.
―― Çalışmalarınızda Japon motifleri de kullandığınızı duyduk, bu doğru mu?
Evet. Yakın zaman önce kağıt hamurundan yapılmış bir köpek satın aldım. Dükkan sahibine göre yüz yıllık olabilirmiş. Renkleri çocuğumu büyüledi ve onu da çizmek istedim. Japonya benim için egzotik ve heyecan verici bir yer. Japon logolarını veya ambalajlarını görmek bile beni oraya gitmeye heveslendiriyor. Gençken müzik ararken en iyi albümler genellikle kılıfın kenarında obi şeridi bulunan Japon baskıları olurdu; bu da bana hep bir kalite işareti gibi gelirdi. Japon tasarımları genellikle batıya göre daha özenli oluyor ve bunları çizmek de çok keyifli.
―― Çizim yaparken kendi tarzınızın bilincinde oluyor musunuz?
Bunu pek düşünmüyorum ama sonunda bireyselliğimin ortaya çıktığına inanıyorum. Benim için tarz, içinizdeki gerçeği dürüst bir şekilde ifade etmekten ibarettir. Samimi olursanız bu doğal olarak tarzınız haline gelir. İlginç olan şu ki çizmeden önce planladığım bir şey, daha sonra bambaşka bir şeye dönüşüyor.
―― Güne bir planla başlayıp bambaşka bir yöne evrilmesi gibi.
Evet. Şans eseri olan şeyler ve beklenmedik yönlere giden çizgiler ilgimi çekiyor. Çizimlerim çok açıklayıcı değil ve biraz belirsizliğe sahip olmalarını tercih ediyorum. Bazen bitmemiş gibi görünebilirler bile ancak izleyicinin her şey gösterilmeden de anlayabileceğini düşünüyorum. Çizgiler kesişiyor, nesneler ve yüzler yaklaşıyor ve hayal gücüne alan bırakarak bir dünya şekilleniyor. Ben artık bu şekilde çizim yapıyorum. Bu tarza muhtemelen on yıl önce ulaştım ama bunu hiç "benim tarzım" olarak düşünmedim. Sadece zihnimdeki dünyayı ellerim aracılığıyla kağıda geçiriyorum. Benim için ideal ifade biçimi özgür, samimi ve doğru olandır.
―― G-SHOCK için oluşturduğunuz eserden bahseder misiniz?
G-SHOCK'u her zaman fütüristik olarak düşünmüşümdür. Klasik çizgi romanları ve süper kahramanları seven biri olarak onları G-SHOCK ile buluşturmanın mükemmel olacağını düşündüm. Esere biraz mizah da ekledim. Bu GA-2100 modelinin düz mat siyah rengini seviyorum, bu yüzden ön plana çıkması ve kontrast oluşturması için arka plana yeşil, sarı ve mavi ekledim. Bence çabuk çizilebilen fikirler bile genellikle uzun süre düşünmenin sonucudur. Bu, Japon ressamların sürecine benziyor; uzun zaman boyunca gözlem yaparlar ve sonra da konuyu tek bir fırça darbesiyle yakalarlar. Bu projeye zaman ayırdım ve üzerinde çalışmaktan keyif aldım.
Manel'in partneri Lou Doillon, hem aktris hem de müzisyen olan multidisipliner bir sanatçıdır ve Jane Birkin'in kızıdır. Atölye ortak alanları; Doillon'un etrafa dağılmış eşyaları, atölyeye gerçek bir aile alanının sıcaklığını ve karakterini kazandırıyor.
Manel'in partneri Lou Doillon, hem aktris hem de müzisyen olan multidisipliner bir sanatçıdır ve Jane Birkin'in kızıdır. Atölye ortak alanları; Doillon'un etrafa dağılmış eşyaları, atölyeye gerçek bir aile alanının sıcaklığını ve karakterini kazandırıyor.
Profil.
Stéphane Manel
1971'de Paris'te doğan Stéphane Manel, zekayı ve zarafeti öne çıkaran zarif el çizimi tarzıyla ünlüdür. 1990'larda kariyerine başladığından bu yana Fransız kültürü ve grafik sanatları üzerinde çalışarak müzik, film ve moda dünyalarına katkıda bulundu. Yayınladığı kitaplar arasında Memory Lines (2019) ve All The Things You Are (2020) bulunuyor.
Instagram. @stephanemanel
Fotoğraf. Shoichi Kajino
Röportaj ve Metin. Ko Ueoka
Düzenleme. Takayasu Yamada_THOUSAND