Skip to content

Stephen Palladino | THISTIME dergisi | G-SHOCK TURKEY

Sık Kullanılanlara eklendi

İçerik Üretici ile Röportaj

Stephen Palladino

-Sanatçı-

Hayatı Bir Film Gibi Resmetmek

Dayanıklılık, hayatın zorluklarıyla yüzleşme gücüdür.
Stephen Palladino'ya göre New York'un bireyci toplumu, bu dayanıklılığı sınamak için birebir.
Palladino, bir iletişim biçimi olarak gördüğü çizim aracılığıyla kendini dünyaya anlatıyor.
Bronx doğumlu sanatçı Palladino ile
işleriyle şekillendirmeye devam ettiği hayatını konuştuk.

Röportaj

İlham ve Enerjinin
Kaynağı Olan Bir Şehir

Eserlerini Amerikan çizgi filmlerini andıran karakterler dolduruyor; fırça darbeleri ise New York'un şehir dokusuna damgasını vuran grafiti ruhunu taşıyor. Fırça kalemleri, mürekkep, hava fırçası, dijital tabletler ve daha pek çok aracı kalıplara sığmayan bir özgürlükle kullanan Stephen Palladino, zengin fikir akışını hızla tuvale döküyor. Palladino için çizim, konuşmaktan ya da yazmaktan çok daha doğal gelen bir iletişim biçimi. Sayısız sanatçının şekillendirdiği New York'ta yaşamak için gereken dayanıklılığı, gerçek bir sanatçı ve New Yorklu olan Palladino ile konuştuk.

Sanatçı Stephen Palladino, eserlerle çevrili stüdyosunda otururken.

―― Bize çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

İşimin merkezinde çizim var ama pek çok farklı alanda çalışıyorum. Sanatçı kimliğimin yanı sıra ticari projeler, danışmanlık, tasarım ve Hollywood filmleri ile müzik videoları için sahne tasarımı işleri yapıyorum. Bu yüzden sürekli Los Angeles ile Florida arasında gidip geliyorum.
Çoğu zaman içimde birkaç farklı sanatçı bir arada yaşıyormuş gibi hissediyorum; her projede kendimi tamamen o dünyanın içine bırakıyorum. Son zamanlarda imkansız tasarılar diyebileceğim, benim bile anlatmakta zorlandığım işler üzerinde çalışıyorum. Örneğin sessiz sedasız canlı yayın denemelerine başladım. Benim için yeni olan, hatta başlangıçta beni biraz huzursuz eden şeyleri denemekten keyif alıyorum.

―― Sizi biraz huzursuz eden fikirlerden söz ettiniz.
Bunlardan birini anlatır mısınız?

Yıllardır çizmeye ve resim yapmaya devam ediyorum. Zamanla kendime ait bir üsluptan, karakterlerden ve özgün bir dünyadan oluşan görsel bir dil geliştirdim. İşlerimdeki her şey hayal gücünden doğuyor. Referans malzemesi aramıyorum, önceden plan yapmıyorum. Benim için en önemlisi, içimden çıkıp gelenler. Ancak son zamanlarda sanatımda daha planlı bir yaklaşıma doğru ilerlemeye başladım. Bir noktada, insanın hayatı boyunca anlatabileceği hikaye sayısının sınırlı olduğunu ve bu hikayelerin mutlaka anlatılması gerektiğini fark ettim. Kısa süre önce annemi kaybettikten sonra, işlerimin nasıl bir anlam taşıdığını ve aslında ne anlatmak istediğimi kendime sormaya başladım. Artık kendimi, hikayemi çok daha derinden anlatabilecek resimler hayal ederken buluyorum. Bugüne kadar yaptığım işler de benim için değerli, çünkü hepsi kim olduğumdan doğuyor. Yine de bundan sonra benim için çok kişisel bir anlam taşıyan şeyleri simgeleyen eserler üretmek istiyorum. Bu biraz korkutucu ama tam da bu yüzden peşinden gitmeye değer olduğunu düşünüyorum.

Sanatçı Stephen Palladino, eserlerle çevrili stüdyosunda otururken.
Stephen Palladino, stüdyonun duvarına özgün çizimler yaparken.

Palladino'nun stüdyosu çizim malzemeleri ve tamamlanmış eserlerle dolu; adım atacak yer neredeyse yok. Odanın beyaz duvarları bile onun için birer ideal tuval. Röportaj sırasında eline bir hava fırçası aldı ve aklına yeni gelen bir fikri anında hayata geçirdi.

―― Çizmeye ilk başladığınız dönemi anlatır mısınız?

Üç ya da dört yaşındayken annem yaptığım bir çizimi gördü ve korktu. Bir çocuğa kağıt verirseniz ortaya genellikle karalamalar çıkar. Ama benim çizimim son derece belirgindi. Hatta ben odamda yalnızken birilerinin pencereden bana çizim uzatmış olabileceğini bile düşündü. Kendim çizdiğimi söylediğimde bana inanmadı ve bunu kanıtlamamı istedi. Yanına oturup çizerken onun bu kadar şaşırmasına bir anlam veremedim. Benim için konuşmak kadar doğal bir şeydi. Babam eve geldiğinde annem heyecanla yaptığım şeyi ona gösterdi. Babam dövmeli, klasik otomobil tutkunu, eski kafalı bir adamdı; elleriyle aklına gelen her şeyi yapabilirdi. Hem şaşkına döndü hem de çok heyecanlandı. Bana hep, "Bunu neyin üzerinden geçerek çizdin?" diye sorardı. Söyleyiş biçiminden, doğruyu söyleyip söylemediğimi kontrol ettiğini anlıyordum. Tek söyleyebildiğim, hiçbir şeyi kopyalamadığımdı. Sadece çiziyordum.

―― Babanızın üzerinizde büyük bir etkisi olduğunu duyduk.

Babam marangozdu; kulağının arkasında hep bir kalem olurdu. Çok hızlı çizerdi. Çocukken sık sık onunla inşaatlara giderdim. Bir bakıma ahşapla çalışan bir sanatçıydı. Duvarın alçıpanına çabucak bir Temel Reis çizer, sonra da onu bıçakla keserdi. Duvarın alt kısmında ise benim çocukken yaptığım Temel Reis çizimlerini ve eskizleri görebilirdiniz. Babam alışılmışın dışında bir adamdı. Yanına tek bir valiz bile almadan uçağa binip seyahat edebilecek türden biriydi. Eski Amerikan objelerini tutkuyla toplardı; evimizi 1950'lerden kalma bir Amerikan lokantasına çevirmişti. İnanılmaz bir azmi vardı; korkusuz ve çok yaratıcıydı. Tanıdığım herkes arasında en sanatçı ruhlu olan oydu. Onun tutkusu, yaratıcılığı ve o eski usul duyarlılığı hala içimde yaşıyor. Artık ne annem ne babam hayatta olduğuna göre, sözlerini ve dünyaya bakış biçimlerini sürdürmeyi bir sorumluluk olarak görüyorum. Bu bir yandan acı veriyor ama o acı, sevginin bedeli ve aynı zamanda onları onurlandırmanın bir yolu. Sanat benim için hayatın getirdiklerini içselleştirmenin, onları anmanın ve onurlandırmanın bir yolu haline geldi. Bir şeyleri sözcüklerle anlatmaya çalışmaktan biraz yoruldum ama çizdiğimde onları ifade edebiliyorum. Bu hayatı neredeyse bir film gibi görüntülerle anlatmak bana çok güzel geliyor. Aynı zamanda geçmişin yükünü hafifleten ve geleceğe doğru ilerlememi sağlayan bir tür terapi gibi.

Resimler, eskizler ve kişisel ilham kaynaklarıyla dolu yaratıcı bir çalışma alanı
Stephen Palladino'nun sanatsal üslubunu yansıtan elle çizilmiş illüstrasyonlardan oluşan bir seçki.
Stephen Palladino'nun G-SHOCK'tan ilham alarak yaptığı özel tasarım eser.
Stephen Palladino'nun çalışma alanına yayılmış sanat malzemeleri ve eskizler.

Palladino'nun stüdyosundan bir köşe. Malzemeler ve çizimler neredeyse her yüzeyi kaplayarak odanın tamamını bir tuvale dönüştürüyor.

―― New York'un grafiti kültürü sizi nasıl etkiledi?

On iki yaşlarındayken küçük bir sanat okuluna gidiyordum. O dönemde sanatla uğraşmaktan biraz utanıyor, kendimi tuhaf hissediyordum. Grafiti, o sıralar çevremde gördüğüm en heyecan verici şeydi. Çocukken babamın peşine takılıp şehrin dört bir yanındaki işlerine giderken Bronx merkezli grafiti kolektifi Tats Cru'nun yaptığı, Fat Joe'nun albüm kapağındaki devasa portre gibi işler görürdüm. Böyle işler görmek üzerimde büyük bir etki bıraktı. Babam grafitiden hoşlanmazdı; yanıma sprey boya alırsam beni azarlardı ama aynı zamanda ondan etkilendiği de belliydi. Birinin yalnızca sprey boyayla nasıl portre yapabildiğini merak ederdi. Kendime grafiti sanatçısı diyemem. Daha önce duvarlara imza attığım oldu ama izimi o yolla bırakmayı hiç ciddi olarak düşünmedim. Karakter çalışmalarına, hava fırçasıyla boyamaya ve resme daha çok ilgi duyduğumu fark ettim. Sonrasında tabela boyamaya ve hava fırçası, heykel gibi farklı beceriler öğrenmeye başladım. Geleneksel yağlı boya ve akrilikten sprey boyaya ve dijital işlere kadar her şeyle çalışıyorum. Yetenek doğuştan gelir ama beceri emekle kazanılır.

―― İşlerinizde değişmeyen bir mesaj ya da tema var mı?

İşlerim o an ne hissediyorsam onu yansıtıyor. Bazen ne kadar karanlıksa o kadar iyi diye düşünüyorum. Bazen de acıyla mizahı harmanlıyorum. Hayatın çift yönlü doğasının ve mutluluk arttıkça ödenmesi gereken acı bedelinin de büyüdüğü fikrinin farkındayım. Babam yatağa bağımlı olduğu dönemde ilk tuval resimlerimden bazılarına bakar, türlü türlü yorum yapardı. Ailemizin kökleri Sicilya'da olduğu için resimleri daha İtalyan yapmamı, figürün eline de bir sigara vermemi söylerdi. Şimdi bile çizerken bazen sesini duyuyorum. Bana hep, yap gitsin, derdi. Bana en kolay gelen anlatımlar, hiç düşünmeden ortaya çıkanlar oluyor. Çoğu zaman insanların en çok karşılık verdiği işler de bunlar oluyor. Sanırım bunun nedeni, o anlatımların bir tür saf enerji ve duygusal güç taşıması.

―― New York'un nesini seviyorsunuz ve size enerji veren ne?

Bence New York'u özel kılan şey bireyselliği. İnsanların kendi tarzlarını ve özgünlüklerini ortaya koyması. New York'un dünyanın merkezi olduğu söylenir; burada doğmuş olmak benim için gerçek bir şans. Bir milyon insan varsa bir milyon farklı hikaye var demektir. Bu şehrin temposu bana tam olarak uyuyor. Beni bunaltmak yerine sürekli ilham ve enerji veriyor.

―― Dayanıklılık sizin için ne ifade ediyor?

Bence dayanıklılık, hayatın zorluklarıyla yüzleşme gücüdür. Hayat sert olabiliyor, bazen imkansız bile gelebiliyor. Pes etmek istediğim çok an oldu. Ama artık şunu hissediyorum: Her şeyi bırakıp gitmek istediğiniz o anlar, aslında anlamlı ve kolay kolay elde edilemeyen bir şeye yaklaştığınızın işaretidir. O sınırı aşıp yolunuza devam edersiniz. Bana göre dayanıklılık, ruhunuzu ve sabrınızı sınamaktır; aynı zamanda o zorlukların ötesindeki bir şeye doğru ilerlediğinizin işaretidir.

Resimler, eskizler ve kişisel ilham kaynaklarıyla dolu yaratıcı bir çalışma alanı
Stephen Palladino'nun sanatsal üslubunu yansıtan elle çizilmiş illüstrasyonlardan oluşan bir seçki.
Stephen Palladino'nun G-SHOCK'tan ilham alarak yaptığı özel tasarım eser.
Stephen Palladino'nun çalışma alanına yayılmış sanat malzemeleri ve eskizler.

Palladino'nun stüdyosundan bir köşe. Malzemeler ve çizimler neredeyse her yüzeyi kaplayarak odanın tamamını bir tuvale dönüştürüyor.

Stephen Palladino'nun sanat pratiğinde kullandığı yaratıcı araçlar ve malzemeler.

Stüdyonun zemini. Hava fırçaları, fırçalar ve mürekkep şişeleri etrafa dağılmış durumda; yine de görsel olarak çarpıcı bir düzen oluşturuyor. Aklına bir fikir geldiği anda, ister masa başında ister yerde olsun, Palladino hemen en yakınındaki malzemeye uzanıp çizmeye başlıyor.

Profil.

Stephen Palladino

1986 yılında ABD'nin New York eyaletindeki Bronx'ta doğdu. Babasının etkisiyle küçük yaşlardan itibaren sanat ve illüstrasyonla iç içe büyüdü. İşleri, çocukken izlediği animelerden ve memleketi Bronx'un grafitilerinden besleniyor. Eserlerinde çizgi filmleri andıran soyut karakterlerin yanı sıra grafitiden etkilenmiş fırça darbeleri ve renkler öne çıkıyor. Fırça kalemi, mürekkep ve hava fırçası gibi çeşitli tekniklerle çalışıyor.

Instagram. @stephenpalladino

Fotoğraf.  Ryuta Hironaga
Röportaj.  Shimpei Nakagawa
Düzenleme & Metin.  Yutaro Okamoto_THOUSAND

 THISTIME dergisi

THISTIME DERGİSİ

İçerik Üretici ile Röportaj